2019-2020 Eğitim-Öğretim Yılında Eğitim Çalışanların Beklentileri Karşılanmalıdır


126 | 10.09.2019
| |

Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 No’lu Şube’den Basın Açıklaması

Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Ali KAYA, 2019-2020 Eğitim-Öğretim döneminde eğitim çalışanlarının beklentileri, 5. Dönem Toplu Sözleşme süreci ve sonrası ile genel ülke gündemine dair basın açıklaması yaptı. Kaya “Adaletin ve barışın hâkim olduğu bir dünya, daha nitelikli bir kamu hizmeti yürütülmesi, emekçilerin alın terinin karşılığını almak, verdikleri mücadelenin sınırlarını genişletmek, daha verimli bir eğitim sistemi inşa etmek için bu taleplerimizin karşılanması, çağrılarımızın karşılık bulması geleceğimiz adına elzemdir” değerlendirmelerinde bulundu.

Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Ali KAYA, 2019-2020 Eğitim-Öğretim döneminde eğitim çalışanlarının beklentilerine yönelik açıklamalarında;

“Millî Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı 2023 Eğitim Vizyonu çerçevesinde belirlenen hedeflerin somut eylem adımlarına dönüşmesi gerekmektedir. Bakanlığın, eğitim hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir politikalar geliştirebilmesi için eğitimin paydaşlarıyla istişare hâlinde olması, sorunların çözümünü sahadaki uygulayıcılarla bulmaya çalışması neticesinde gerçekleşecek hedefin ve değişimin kalıcı hâle geleceği gerçeği görülmelidir.

3600 ek göstergeyle ilgili verilen sözlerin, icraya dair belgelerde yer alan taahhütlerin gereği bir an evvel yerine getirilmelidir. Ek gösterge düzenlemesi, meslek grupları bazlı değil, memnuniyet katsayısını artıracak, kamu görevlilerinin tamamını kapsayacak şekilde yapılmalıdır.

Kamu hizmetlerinin verimli ve etkin bir şekilde yürütülmesine hiçbir katkıda bulunmayan sözleşmeli istihdam uygulamasına son verilmeli; eğitim çalışanları açısından başta aile bütünlüğü olmak üzere, birçok soruna ve hak kaybına yol açan sözleşmelilik sona erdirilerek sözleşmeli personel kadroya geçirilmelidir. Kadro hakkı verilinceye kadar, başta atama ve yer değiştirme hakları olmak üzere, kadrolu kamu personeline tanınan tüm haklar tanınmalı, aynı işi yapanlar aynı haklara sahip olmalıdır. Kamu görevlileri ücretli, sözleşmeli gibi farklı istihdam türlerine mecbur bırakılmamalı, kamu hizmetleri kadrolu kamu görevlileri eliyle yürütülmelidir.

Millî Eğitim Bakanlığı’nın iş yoğunluğunun büyük bir kısmını eğitim politikalarından ziyade personel iş ve işlemlerine hasretmek zorunda kalmasının sebebi, sürdürülebilir bir atama ve yer değiştirme politikası izlememesidir. Bakanlığın kaynaklarını ve enerjisini eğitim-öğretimin niteliğinin artırılmasına tam olarak yöneltebilmesi için atama ve yer değişikliği konusunda, “Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Süreci: Tespitler ve Bir Model Önerisi” odak analizimizde ortaya koyduğumuz gerçekler ışığında eğitim çalışanlarının taleplerini azami ölçüde karşılayan, mağduriyetleri önleyen, adil ve sürdürülebilir bir atama ve yer değiştirme politikası tesis edilmelidir.

Halen ikinci görev statüsünde devam ettirilen eğitim kurumu yöneticiliği; sendikamızın “Eğitim Yönetiminde Liyakat ve Kariyer” raporunda tanımladığı, Bakanlığın da 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nde betimlediği şekliyle profesyonel meslek statüsüne kavuşturulmalı, kazanılmış haklar korunarak liyakat ve mesleki ilerleme ekseninde kurgulanmalıdır.

Öğretmenlik mesleğinin statüsünü yükseltecek, mesleği tüm aşama ve basamaklarıyla ele alacak, özlük ve sosyal haklarında iyileştirmeler yaparak sosyal itibarını daha da yükseltecek, ‘mesleğe destek, geleceğe hizmet’ niteliğinde bir meslek kanunu ivedilikle çıkarılmalıdır.

İnsana saygının giderek azaldığı, temel insan haklarını çiğnemenin sıradanlaştığı dünyamızda, şiddet sarmalının korkutucu boyutlara ulaşması, eğitim süreçlerine sıçraması ve eğitimin paydaşları arasında vuku bulması geldiğimiz noktayı net olarak göstermektedir.  Geride bıraktığımız yıllarda birçok eğitimci arkadaşımızın kurbanı ve mağduru olduğu şiddet illetinin önlenmesi için caydırıcı tedbirler alınmalı, Bakanlık bu konuda öncü rol üstlenmelidir.

Okullara, zorunlu harcamalarını yapabilecekleri, daha nitelikli bir eğitim hizmeti yürütebilmeleri için ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir bütçe verilmelidir. Hizmet üretmeye çalışan kurum yöneticilerini töhmet altında bırakmayacak, veliyle karşı karşıya getirmeyecek, hak etmedikleri muamelelere maruz bırakmayacak önlemler alınmalıdır. Bakanlık, okul bazlı ödenek tahsisinin yapılmasını sağlayarak, her eğitim-öğretim yılı başında yöneticilerini tartışmaya açacak bu tür durumların önüne geçmelidir.

Eğitim sisteminin verimliliği, niteliği ve sürekliği konusunda fedakârca emek veren, büyük rol üstlenen, eğitim hizmetinin ayrılmaz parçası hizmetli, memur, şeflerimiz başta olmak üzere, genel idare hizmetleri ve yardımcı hizmetler sınıfı personelinin alın terinin karşılığı olarak mali ve özlük haklarında iyileştirmeler yapılmalıdır” dedi.

Ali Kaya, Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 No’lu Şube olarak, eğitim çalışanlarının sorunlarının çözümü, özlük haklarının korunması ve geliştirilmesi konusundaki mücadelelerini her platformda sürdüreceklerini, üye, ülke ve millet için çalışmaya, üretmeye; haktan, haklıdan yana olmaya ve emeğin değerinin artması için çalışmalarına devam edeceklerini vurguladı.

Açıklamasında 5. Dönem Toplu Sözleşmelerine de değinen Kaya;

“4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun, kamu görevlilerinin mali, sosyal, özlük hakları ve çalışma şartlarından kaynaklanan sorunlarının toplu pazarlık masasında çözümü konusunda yetersiz kaldığını vurgulayarak kamu görevlileri sendikacılığının, toplu sözleşme süreci, yasası, masası, kapsamı ve kazanımları bakımından sendikacılığın ideal ölçütleriyle örtüştürülecek nitelikte, akıtılan terle uyumlu hâle getirilmesi, mevcut kanunun değişmesi için mücadele edeceğiz. Uzlaşmazlıkla sona eren 5. Dönem Toplu Sözleşme pazarlık sürecinde bir milyonu aşkın eğitim çalışanının haklı beklentilerinin, alın terinin karşılığı taleplerinin kamu işverenince karşılanması bir yana üzerinde durulmadan geçiştirilmesi, sorunlara duyarsız, çözüm önerilerine kayıtsız kalınması asla kabul edilemez. Üzerinde uzlaşılan konuların geçmişteki toplu pazarlık pratiği görmezden gelinerek tek taraflı bir tespit tutanağıyla yok sayılması; eğitim çalışanlarının sayısal çoğunluğunun ve varlığının toplumsal bir güç yerine bir yük olarak görülmesi, eğitim çalışanları adına esef verici, çalışma hayatının geleceği açısından ise kaygı vericidir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun hakemlik sürecindeki tutum, tavır ve kararları, kurulun varlığını, yapısını, meşruiyetini ve özerkliğini kamu görevlileri nezdinde tartışmaya açmış; kurul kendini kamu işvereninin noteri konumuna düşürmüştür” dedi.

Son olarak genel ülke gündemiyle alakalı olarak da açıklamalar yapan Kaya;

“Dünyada ve bölgemizde toplumların ve devletlerin karşı karşıya kaldığı ekonomik krizlerin son bulması, üretimin ve istihdamın artması, savaşların, işgallerin ve terör örgütlerinin varlığının son bulması, barışın hâkim olması, her geçen gün sayısı artan mülteci ve sığınmacıların yurtlarına döneceği zeminlerin hazırlanması, ahlaki çöküntünün önlenmesi, evrensel değerlerin tahkim edilmesi, güven ve huzurun bütün insanlığı kuşatması, refahın adil paylaşılması, hukuka ve insan haklarına uygun, insan onuruna saygının esas olduğu adil bir dünya düzeninin inşası için küresel aktörlere, uluslararası kuruluşlara, her bireye ve insanlığa çağrıda bulunuyoruz.

Terör örgütlerine ve uzantılarına karşı cesaretle durarak evlatlarını terörün pençesinden kurtarmak için eylem başlatan annelerin isyanını, yüreklerinden kopan haykırışlarını ve evlatlarına kavuşma özlemlerini sonuna kadar destekliyoruz. Toplumun tüm kesimleri, bu anaların feryatlarına kulak vermeli, dertlerine tercüman olmalıdır. Haklı davalarına herkes sahip çıkmalı; analar ve babalar evlatlarına, evlatlar ise özgürlüğüne kavuşturulmalıdır.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde zaman içerisinde bazı boşluklar oluştuğu, yönetsel anlamda bazı aksaklıklar meydana geldiği, bazı politika üretme ve sorun çözme makamlarının atıl kaldığı görülmelidir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin daha işlevsel hâle gelmesi ve milletin ihtiyaç duyduğu pozitif sonuçları üretmesi için kamu idaresinde gerekli ve zorunlu görülen kurumsal değişimler bir an önce tamamlanmalıdır.

Bazı belediyelerdeki kamu çalışanlarına yönelik işten çıkarma, görevden alma, sözleşmesini sona erdirme, sürgün ve görev tanımlarına aykırı faaliyetlerde bulunmaya zorlama şeklindeki emeği ve emekçinin haklarını ayaklar altına alan uygulamalara karşı haklarını arayan bütün emekçileri selamlıyor, haklı davalarına olan desteğimizi kamuoyuyla paylaşıyor; sorumlulardan hesap sorulması çağrısında bulunuyoruz.” diyerek basın açıklamasını sonlandırdı.

 

2019-2020 Eğitim-Öğretim Yılında Eğitim Çalışanların Beklentileri Karşılanmalıdır
Küfür, Hakaret ve Rencide Edici Yorumlar Yayınlanmayacaktır.

Top